Kadına Şiddet Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Ücretsiz sohbet sitesinde, tartışma platformunda bugün sizlere, kadına şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz şeklinde bir soru yöneltmek ve konu hakkında fikirlerinizi almak istedik. Sohbet tartışma konuları arasında, son zamanlarda en çok konuşulan mevzular arasında yer alıyor: Kadına şiddet hakında ne düşünüyorsunuz sorusu. Bu sorunun yanıtını ve konu hakkında farklı fikirleri ücretsiz sohbet sitesinde anlık olarak da tartıştık. Burada da yazdıklarımızın hem daha geniş bir kitleye ulaşması; hem de kalıcı olmasını istedik. Bu noktada ilk olarak ben kendi fikrimi sizlerle paylaşacağım; sonrasında da sözü tartışma platformunda sizlere bırakacağım.

Kadına Şiddet Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Sohbet tartışma konuları arasında yer alan kadına şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz sorusunun yanıtı ve kendime göre bakış açısını sizlerle ilk olarak ben paylaşacağım. Bu noktada size, çok canlı bir örnek vereceğim. Ama öncesinde şunu söyleyebilirim ve bu konuda büyük de konuşurum ki: bir ilişkide ya da evlilikte kabul edemeyeceğim iki şey vardır: Biri şiddet; diğeri de aldatmadır ki, hangisi olursa olsun, olay, bir daha açılmamak üzere bitmiştir. Davulun sesi uzaktan hoş gelir, başına gelince yapamazsın; ya da biz yapamıyoruz demeyin. Ülkemizde, belediyeler tarafından kadınlara sunulan sığınma evleri var. Gidecek hiç bir yeriniz yoksa oraya gidersiniz. Çalışır, paranızı kazanır, çocuklarınıza bakarsınız. İsterseniz yaparsınız. Bunu, eşinden ayrılması en zor olanlar için belirtmek istedim.

Örnek vereceğimi de söyledim ya, hemen sizlerle örneğimi paylaşayım ve sonrasında, bir de olaya şiddeti uygulayan erkeklerin gözünden, bir kadın olarak bakmaya çalışıp değerlendirme yapayım.

Bana çok yakın: üst komşum… Henüz buraya taşındıklarında nişanlılardı. Bir gün, televizyon izlerken uyuyakalmıştım. Bir gürültü ile uyandım. Uyku sersemliği ile önce ne olduğunu anlamaya çalıştım: üst kattan koşuşturmalar geliyordu. Algılamaya çalıştığımda, bir kadın sesi: “Gelme” diye bağırıyordu. “Gelme! Atarım…” Ve bunu balkona çok yakın bir yerden söylüyordu. O an elim ayağım titremeye başladı. Hiç alışkın olmadığım bir durumdu. Yardım isteyebileceğim biri de yoktu: saat 23:30’u geçmişti.

Kısa bir süre sonra sesler kesildi. Ben uyumaya çalışıyor; ama uyuyamıyordum. Kadının sesi evin balkonundan geliyordu. Muhtemelen uyuyamıyor, balkonda oturuyor; sürekli öksürüyordu.

Ertesi gün, öğle saatlerine yakın, aynı sesleri yine duydum: “Yapmaaaaa! Atarım.” Ardından hızlı bir pencere kapatma sesi… Dayanamayıp polisi aradım. Durumu anlattım. Polis geldi. Kapıdan konuşmaları dinlemeye başladım. Polis, “Eşinize şiddet uyguladığınıza dair şikayet aldık” dedi. Adam eşini çağırdı. “Ben sana şiddet mi uyguladım?” dediğinde, kadının cevabı şu şekildeydi: “Komşular sanırım yanlış anlamışlar. Pazar günü bizim çeyizimiz serilecek. Temizlik yapıyoruz. Arada bir de şakalaşıyoruz.” Polis geri gitti.

Pazar günü sokaktan bir davul sesi duyup, çıkıp baktığımda, karşılıklı yol ortasında, kadın ve adam oynuyorlardı. Çeyiz serilecekti. Ben kızın gitmiş olduğunu düşünürken, çeyizi ile birlikte gelmişti. Sonraki zamanda düğün oldu, şiddet olayı çok sık olmakla birlikte devam ediyordu. “Çocuk yapmayı düşünmüyorum” diyordu kadın. “Bu şekildeyken ona nasıl çocuk yapabilirim?” Bu arada iki kere daha polis çağırmıştık. İkisinde de gelen polisi, bir bahane ile yine geri gönderdiler.

Artık polis çağırmaktan vazgeçmiştik. Alışmaya da başladık. Çünkü kadın gitmiyordu. Çok kısa bir süre sonra da, hamile olduğunu öğrendim; çok da mutluydu bebeğinin olacağını söylerken. Tebrik ettik… Ama o hamileyken de, bebek doğduğunda da dayak yemeye devam etti. Bebek doğduğunda çok daha kötüsü oldu: Kucağında çocukla birlikte adamdan kaçıyordu muhtemelen. Çünkü onların sesi gelmeye başladığı an bebeğin de sesi geliyordu ve bebek henüz yürümüyordu; çok küçüktü, hep ağlıyordu…

Sonra o bebek büyüdü. Ama çok yabani bir bebek olarak büyüyor; kendisini sevmek isteyenler olduğunda sürekli ağlıyordu; hatta onunla konuşulduğunda bile… Ve kreşe, uyumsuz olması dolayısı ile kabul edilemiyor, sene başı başlıyor; sonrasında okuldan alınıyordu. Ama… iki kardeşi daha oldu… Diğerlerinin ne durumda olduğunu bilmiyorum; çünkü uzun zamandır görüşmüyorum. Ama şiddet hala, eskisi kadar sık olmasa da ve uzun sürmese bile var.

Kadının evine son gidişim ise şu şekilde oldu: Bir gece uyandığımda, yukarda ağlıyordu. Saate baktım: Gece 3 civarları idi. İçimden şu düşünceler geçti: “Yaş olarak benden küçük. Ben evimde rahat rahat uyurken, o bu saatte ağlıyor. Muhtemelen kendini yalnız hissediyor. Yarın yanına gideceğim.” diye düşünerek uyudum. Ve gerçekten ertesi gün, gitmek için arayıp, müsait olup olmadığını sordum. “Kuafördeyim. Eve gelince ararım seni” dedi ve çok sevindi. Geldiğinde gittim. Kahve içtik. O zaman sadece ilk çocuğu vardı. Kahveden sonra fal baktık. Ve bana falımda şunu söyledi: “Çok mutlu bir evlilik yapacaksın. Eşin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayacak…” Sonra fincanı bıraktı, başını kaldırdı, gözümün içine bakarak; gözlerini açarak dedi ki: “Ne kadar mutlu da olsan, annenin evindeki rahatı hiç bir yerde bulamazsın. Ama… Kadınız. Çekmek zorundayız…”

Bu söz benim için kopma noktası oldu. Eve geldikten sonra, bir daha da yanına gitmemeye; hatta görüşmemeye karar verdim. Öyle de yaptım.

Ücretsiz sohbet sitesinde, tartışma platformunda sizlere, kadına şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz diye sorup, sohbet tartışma konularına her zaman olduğu gibi vermiş olduğum örneğin ardından, bir de, insan psikolojisi bilgime güvenerek, konuya, şiddeti uygulayan erkeğin gözünden bakmak istiyorum.

Eşini seven, ona değer veren, aklı başında hiç bir erkek şiddet uygulayamaz. Ama… Bu durumun bir alışkanlık olduğunu da unutmamak gerekiyor. Yani, eşine çok değer veren, onsuz olamayan; ama kişilik bozukluğu bulunan erkekler ya da istenmeyen madde kullananlar da eşlerine şiddet uygulayabiliyor. Sonrasında ise sebep olmuş oldukları durumu görüp, eşlerinden özür diliyorlar. Aslında bunu isteyerek yapmıyorlar.

Peki bir kadın için, eşinin kendisine şiddet uygulaması, istemeyerek olması dolayısı ile durumu hafifletir mi? Her zaman erkekler, kadınlardan daha üstün olduklarını ve kadın erkek eşitliğinin olmadığını söylerler ya: Eyy üstün olduğunu düşünen erkekler! Neden gücünüzü size denk olanda denemek yerine, sizden daha güçsüz olduğunu bildiğinizde deniyorsunuz? Gücünüz sizden güçsüze mi yetiyor? Birlikte, aynı yatağı paylaşıp, kendinize eş dediğiniz kadını hangi sıfatta düşünerek dövüyorsunuz? O sizin eşinizse, o zaman siz de, kadını düşündüğünüz sıfattasınız, bunu algılayabiliyor musunuz? Peki ya çocuklarınız?

Kısacası, ücretsiz sohbet sitesinde, kadına şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz sorusunun yanıtını kendi adıma: şiddeti uygulayanın acizliği olarak görüyorum. Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Sadece bir sefer olduğunda çekilip gidilmesi gereken bu durumu affetmek, sineye çekmek, yok saymak da neyin mantığıdır? Siz, sizi döven adamın, size vuran elini nasıl tutuyorsunuz? Tartışma platformunda bu konu hakkında söyleyebileceğim son söz: Aklım almıyor. Peki siz, kadına şiddet hakkında ne düşünüyorsunuz?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.